PAZARA GİRİŞ STRATEJİLERİ VE TÜRKİYE İÇİN BİR PAZARA GİRİŞ MODELİ

 

Serpil OĞUZ

Dış Ticaret Uzmanı

İhracat Genel Müdürlüğü

 

Dünya ticareti 20.yüzyılın ikinci yarısında olağanüstü hızlı bir gelişme göstermiştir. Dünya ticaretinde yaşanan bu hızlı gelişmede, ülkeler arasında ikili ve çok taraflı platformlarda ticaretin liberalleştirilmesine yönelik gösterilen çabaların hiç kuşkusuz önemli payı bulunmaktadır.

GATT’ın yürürlüğe girdiği 1948 yılından bu yana gerçekleştirilen GATT roundlarında bir yandan gümrük tarife oranları ve tarife-dışı engeller önemli ölçüde azaltılırken, diğer yandan ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik geniş kapsamlı önlemler alınmıştır. Dünya ticaretinin serbestleştirilmesine yönelik çabalarda Uruguay Round ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’nün kurulması ise önemli ve kararlı bir aşamayı oluşturmuştur. Nitekim, 1948 yılında sanayileşmiş ülkelerin, sanayi ürünlerine uyguladığı ortalama % 40 seviyesindeki gümrük tarife oranları, Uruguay Round sonrasında % 4’ün altına düşmüştür. Uruguay Round müzakereleri ile bir yandan sanayi ürünlerinin tariflerinde ortalama % 37 oranında indirim sağlanırken, öte yandan gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte olan ülkelerin GATT’a konsolide ettikleri ürün sayısında kayda değer oranlarda artışlar gerçekleştirilmiştir. Ancak, Uruguay Round sürecinde gümrük tarifelerinde sağlanan indirimlere ve tarife-dışı engellerin azaltılmasına yönelik önemli adımlara rağmen, bugün halen mal, hizmet, sermaye ve kişilerin serbest dolaşımına yönelik çok çeşitli pazara giriş engelleri bulunmaktadır. Sözkonusu engeller arasında klasik gümrük tarifelerinin yanısıra ticarette teknik engeller, sübvansiyonlar, kamu alımları, miktar kısıtlamaları, menşe kuralları gibi tarife-dışı engeller bulunmaktadır. Ayrıca, ülkeler arasında gittikçe artan entegrasyonla birlikte, yatırım koşulları, ulusal düzenlemeler, rekabet uygulamaları ve pazarların işleyişindeki yapısal farklılıklar da gümrüklerin gerisinde karşılaşılan engelleri oluşturmaktadır.

Sözkonusu engellerin bertaraf edilebilmesi için bir yandan mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalardan kaynaklanan hakların çok iyi kullanılması, diğer yandan daha fazla pazara giriş imkanı sağlayacak uluslararası zeminler oluşturulması yönünde çaba sarfedilmesi gerekmektedir. Böylece global pazarlarda ihracatçımıza eşit şartlarda rekabet edebilme ve dünya ihracatından daha fazla pay alma imkanı sağlanacaktır. Bu amaca ulaşmak için birbiriyle koordineli, birbirini tamamlayan ve geniş kapsamlı politikalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu politikaların tamamı pazara giriş stratejisi olarak adlandırılabilir.

Çağımızın bilgi teknolojisi çağı olması nedeniyle, uluslararası ticarette rekabet edebilirlik açısından da “bilgi” ön plana çıkmaktadır. Uluslararası piyasalarda yaşanan gelişmeler hakkında anında bilgiye sahip olmak ve bu bilgiyi doğru şekilde kullanmak, rekabet edebilirliğin önemli bir unsuru haline gelmektedir. Bu nedenle, pazara giriş stratejilerinin esasını hızlı bir şekilde bilgi alış verişi oluşturmaktadır. Dünyada ticaretin liberalleştirilmesi konusunda yaşanan gelişmelere paralel olarak, Türkiye de kendi pazarını dış ticarete açarken, daha fazla dünya ticaretinden pay alabilmek için bilginin esas alındığı bir pazara giriş stratejisine ihtiyaç duymaktadır.

Bu makalenin amacı, başta AB olmak üzere gelişmiş ülkelerin uyguladığı pazara giriş stratejilerinin kapsamı konusunda bilgi vererek, Türkiye için oluşturulacak pazara giriş stratejsiinin ana hatlarını çizmektir. Bu amaç doğrultusunda makalenin ilk bölümünde neden pazara giriş stratejisine ihtiyaç duyulduğuna ve amaçlarının neler olduğuna değinildikten sonra ABD ve AB’nin pazara giriş stratejileri pazara girişin önemli bir parçasını oluşturan veri tabanı çerçevesinde incelenecek ve daha sonra pazara girişin iki önemli aracını oluşturan ikili ve çok taraflı anlaşmaların pazara girişi artırmak için nasıl kullanılabileceği anlatılacaktır. İkinci bölümde ise ilk bölümde değinilen hususlar çerçevesinde Türkiye için oluşturulması düşünülen pazara giriş stratejisi konusunda önerilerde bulunulacaktır.

1- Pazara Giriş Stratejisine Neden İhtiyaç Duyulmaktadır?

Ülkelerin kalkınmasında ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme düzeyinin yakalanmasında dış ticaretin ve yatırımların rolü çok önemlidir. ABD, AB, Japonya gibi gelişmiş ülkelerin bugün ulaştığı refah seviyesinde uluslararası ticaret ve yatırımlar büyük ölçüde etkili olmuştur. DTÖ verilerine göre, 1999 yılında, AB içi ihracat hariç tutulduğunda, dünya mal ihracatının % 19’u AB tarafından, %16’sı ABD tarafından gerçekleştirilmiştir. 1999 yılında Türkiye’nin dünya mal ihracatındaki payı ise % 0,6’dır. AB ve ABD’nin global hizmet ihracatındaki payları ise sırasıyla % 42 ve % 19 iken, ülkemizin payı % 1,2’dir.

Dünya ekonomileri, ülkeler arasında giderek artan ticari ve finansal ilişkilerin sonucunda birbiriyle bütünleşmektedir. Küreselleşme olarak nitelendirilen bu gelişme daha büyük pazarlara açılmanın avantajıyla birlikte daha kolay bir şekilde sermayeye, teknolojiye ve ucuz ithalata ulaşabilme imkanı sağlamaktadır. Büyük pazarlar için yapılan büyük ölçekli üretim, maliyetleri aşağı çekerek, verimi ve uzmanlaşmayı artırmaktadır. Ancak, küreselleşmenin dünya ekonomisine getirdiği fırsatlar ülkeler arasında eşit bir şekilde dağılmamaktadır. UNCTAD’ın bir haberine göre, 1997 yılında dünya nüfusunun % 13’üne sahip olan 48 az gelişmiş ülkenin, dünya ihracatındaki payı sadece % 0,4, dünya ithalatındaki payı ise % 0,6’dır. Bu ülkelerin dünya ticaretindeki payı 1980 yılından bu yana % 40’dan fazla azalmıştır. Diğer taraftan, 1990’larda gelişmekte olan ülkelerin ihracatı, 1998 yılı hariç, dünya ortalamasının üzerinde artmıştır. 1999 yılında gelişmekte olan ülkelerin mal ihracatı % 8,5 oranında bir artışla dünya ortalamasının yaklaşık iki katı bir artış göstermiş ve bu ülkelerin dünya mal ticaretindeki ve hizmet ticaretindeki payları 1999 yılında 1990 yılına göre 4 puanlık bir artışla, sırasıyla % 27,5 ve % 23’e yükselmiştir.

Küreselleşmenin en önemli sonucu ise uluslararası rekabetin giderek artmasıdır. Pazar ekonomisi ithalatın artan rekabeti nedeniyle iç piyasalarda baskıya ve rahatsızlığa neden olmakta ve bazı durumlarda hükümetlerin uluslararası yükümlülüklerine aykırı bir şekilde korumacı politikalar izlemesine yol açmaktadır. Sözkonusu korumacı yaklaşımlar nedeniyle, ihracatçı firmalar, yabancı pazarlarda engellerle karşılaşmakta ve eşit şartlarda rekabet şansı ortadan kalkmaktadır. Küreselleşme nedeniyle gittikçe ağırlaşan rekabet şartları karşısında klasik ihracat politikaları yeterli olmamaktadır. İhracatta rekabet edebilirliliği belirleyen unsurlar olarak maliyet, fiyat, kalite gibi kavramların önüne “bilgi” geçmektedir. İhracatçının çeşitli pazarlar hakkında anında bilgi alabilmesi ve alınan bu bilginin en iyi şekilde kullanılması, ihracatçıya rakiplerinin karşısında önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu nedenle, karşılıklı ve hızlı bir bilgi akışının esas alındığı pazara giriş politikalarına ihtiyaç duyulmaktadır.

2- Pazara Girişin Amaçları Nelerdir?

Gerek çok taraflı anlaşmalar ve gerekse ikili anlaşmaların getirdiği yeni ticaret kuralları, bu kuralların etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak ve denetlemek ihtiyacını doğurmaktadır. İkili ve çok taraflı anlaşmalar kapsamında, üye ülkelerin taahhütlerini yerine getirip getirmediğinin çok dikkatli izlenmesi ve taahhütlerin yerine getirilmemesi halinde sorunun ilgili anlaşmalar çerçevesinde gündeme getirilerek çözüm aranması gerekmektedir. Bir yandan, mevcut uluslararası anlaşmaların uygulanması esnasında ortaya çıkan pazara giriş sorunlarının çözümü için uğraşılırken, diğer yandan, yapılacak ikili ve çok taraflı müzakerelerde, uluslararası anlaşmalarla bugüne kadar düzenlenmemiş olan pazara giriş engellerini azaltmaya veya kaldırmaya yönelik aktif bir yaklaşım izlenmelidir.

Pazara girişte karşılaşılan sorunlar hakkında firmalardan bilgi alınması ve pazara girişe yönelik uluslararası gelişmeler hakkında firmalara bilgi verilmesi şeklinde çift yönlü bir bilgi akışının sağlanması, pazara giriş stratejisinin önemli bir amacını oluşturmaktadır. Ayrıca, firmaların pazara girişte karşılaştıkları sorunlar karşısında kullanılabilecek ticaret politikası araçları hakkında firmaların bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Firmalar ile ilgili devlet kuruluşları arasında sürekli ve hızlı bir bilgi akışının sağlanması, sistemin devamı için gerekli ve önemli bir unsurdur.

3- ABD Pazara Giriş Stratejisi

Pazara giriş konusunda çalışan uzmanlar, ABD’li iş adamlarının dış ticaret ve yatırımlarda karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması konusunda yardımcı olmaktadırlar. Son 5 yılda ABD’nin sonuçlandırdığı 200’den fazla ticaret anlaşmasının pazara giriş için sağladığı imkanlardan, başta küçük ve orta ölçekli firmalar olmak üzere ABD’li firmaların tam olarak yararlanabilmesi için yaklaşık 200 ülke hakkında uzmanlarca, kritik ve kapsamlı bir şekilde bilgi akışı sağlanmaktadır.

ABD’nin pazara giriş stratejisi aşağıda belirtilen konuları kapsamaktadır:

Pazara giriş uzmanları diğer ABD devlet kuruluşları ile birlikte çalışarak, aşağıda belirtilen pazara giriş engellerinin tespit edilmesinde ve bunların ortadan kaldırılması amacıyla stratejiler geliştirilmesinde ABD’li firmalara yardımcı olmaktadırlar:

Ayrıca, ABD pazara giriş stratejisi çerçevesinde, başka ülkelerle yapılan ticaret anlaşmalarına tam olarak uygun hareket edilip edilmediğini izleyen bir Ticaret Uygunluk Merkezi oluşturulmuştur. Bu merkezde, ülke ve sektör uzmanları tarafından, diğer ABD devlet kuruluşları ile birlikte çalışılarak, Amerikan şirketlerine, yabancı ülkelerde karşılaştıkları ticaret sorunlarını çözmeye yönelik gerekli pazara giriş bilgisi verilmektedir.

AB ve ABD pazara giriş stratejileri genel hatları ile ortaya koyulduktan sonra, ülkemizin AB’ye tam üyelik hedefi doğrultusunda ve AB pazara giriş stratejisinin ABD’nin stratejisi ile karşılaştırıldığında daha sistematik ve kapsamlı bir veri tabanını içermesi nedeniyle bundan sonraki bölümlerde AB pazara giriş stratejisi daha ayrıntılı olarak incelenecektir.

4- AB Pazara Giriş Stratejisi

AB, giderek birbirine daha bağımlı hale gelen global ekonomi içerisinde, Birlik ihracatçılarının ihtiyaçları ile uyumlu olarak daha aktif bir ticaret politikası izlemek amacıyla, Şubat 1996’da yeni bir pazara giriş stratejisi uygulamaya başlamıştır. Bu strateji çerçevesinde ilk adım olarak Kasım 1996’da Internet aracılığıyla ulaşılan bir veri tabanı oluşturulmuştur. Sözkonusu veri tabanı ile Avrupa Komisyonu, üye devletler ve Avrupalı firmalar arasındaki koordinasyonun artırılarak, ticarette karşılaşılan engellerin tespiti ve bunların kaldırılmasına yönelik bilgi akışının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Avrupalı otoritelerin dikkatine getirilen her bir ticaret engeli, sistematik olarak izlenmekte ve uygun tedbirlerin alınmasına çalışılmaktadır. Pazara giriş veri tabanı çerçevesinde gündeme getirilen sorunlar, AB Komisyonu ve üye devletlerin uzmanları tarafından derinlemesine incelenmektedir.

Pazara giriş veri tabanı ile aşağıda belirtilen ihtiyaçların karşılanması amaçlanmaktadır:

Avrupalı iş adamlarının, söz konusu veri tabanını geniş çaplı olarak kullanması, iş adamlarının sistemde aktif olarak yer aldığını göstermektedir. Veri tabanı her gün 200.000 defa ziyaret edilmekte ve tespit edilen ticaret engellerinin sayısı sistemin başlamasından bu yana artış göstermektedir.

AB’nin oluşturduğu veri tabanı sekiz ana bölümden oluşmaktadır:

Yukarıda belirtilen bölümlerden DTÖ’ye konsolide tarifeler, uygulanan tarifeler ve ithalat formaliteleri konusunda ihracatçıya rehber bölümlerine giriş, 15 AB üyesi ülkenin kullanıcılarına açık olup, diğer bölümlere giriş serbest bulunmaktadır.

AB’nin pazara giriş stratejisinde, Avrupa pazarını uluslararası rekabete açarken buna paralel olarak, Avrupalı firmaların yabancı pazarlarda karşılaştığı çok çeşitli engellerin aşılması amacıyla, üçüncü ülkelerin DTÖ taahhütlerine ve diğer ikili anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerine tam olarak uygun hareket etmesi için çaba sarfedilmesi öngörülmektedir. Bu çerçevede, AB’nin ikili anlaşmalar imzaladığı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin AB pazarına girişleri kolaylaştırılırken, bu anlaşmaların, AB’ye de bu ülkelere ayrıcalıklı bir konumda pazara giriş imkanı vermesi amaçlanmaktadır. BDT ülkelerinin DTÖ’ye girişleri kapsamındaki müzakerelerde de pazara giriş amaçları doğrultusunda hareket edilerek, bu pazarların AB ihracatına açılması için çaba sarfedilmektedir. Ayrıca, AB pazara giriş stratejisinde, gelişmekte olan ülkelerin çok taraflı ticaret sistemine dahil edilmesini destekleyici ve teşvik edici politikalar benimsenmektedir.

5- Pazara Girişin Mevcut Araçları Nelerdir?

Pazara giriş için kullanılabilecek iki temel araç bulunmakta olup, bunlar ikili ve çok taraflı yaklaşımlardır. Bu araçlardan hangisinin kullanılacağı ise büyük ölçüde amaca bağlıdır. Bazı durumlarda, özel öneme sahip ülkeler karşısında daha hızlı sonuçlar almak için ikili yaklaşımlara başvurmak uygun olabilir. Ayrıca, ikili anlaşmaların olduğu ülkeler karşısında sorunun öncelikle sözkonusu ikili anlaşma hükümleri çerçevesinde çözümü için uğraşılması gerekebilir. Ancak, ikili düzeydeki girişimlerden bir sonuç alınamaması halinde sorunun Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması çerçevesinde gündeme getirilmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca, bazı engellerin kaldırılması, diğer önemli ticari ortaklarla birlikte hareket etmeyi ve bu nedenle çok taraflı çabayı zorunlu hale getirmektedir.

5.1- Çok Taraflı Düzeyde

Çok taraflı girişimler için DTÖ öncelikli bir platform oluşturmakta ancak, OECD, Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu (WIPO), Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu gibi diğer uluslararası teşkilatlar ise DTÖ kapsamına taşınan çalışmaların başlatılması veya tamamlanmasında önemli rol oynamaktadırlar. Haziran 2000 tarihi itibarıyla 137 üyeye sahip DTÖ Anlaşması, en geniş kapsamlı çok taraflı anlaşmadır. DTÖ kapsamında imzalanan çeşitli anlaşmalara üye ülkelerce, bu anlaşmalardan kaynaklanan çok sayıda ve kapsamlı taahhütlerine sıkı sıkıya uyması beklenmektedir. Uruguay Round sonucunda oluşturulan Dünya Ticaret Örgütü’nün ticaretteki kural düzenleyici ve denetleyici konumunu güçlendiren belki de en belirleyici özelliği, çok taraflı ticaret sisteminin yargı organını oluşturan Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması’nın aldığı kararların üyeler açısından bağlayıcı hale gelmesidir. DTÖ kurallarına ve anlaşmalarına riayet edilmemesi durumunda, diğer üye ülkelerce ilgili üye ülkelere yaptırım hakkı doğmaktadır.

AB pazara giriş stratejisi çerçevesinde, Topluluk sanayiinin, DTÖ üyesi diğer ülke pazarlarında sübvansiyon, teknik engeller, fikri mülkiyet hakları gibi konularda sorunlarla karşılaşması halinde Komisyona sorunlarını bildirmeleri konusunda teşvik edilmektedir. Aralık 1994’te kabul edilen Ticaret Engelleri Düzenlemesi (The Trade Barriers Regulation)’ne göre, Komisyon re’sen, bir üye ülkenin talebi, Topluluk sanayinin veya Topluluk firmalarının şikayeti üzerine Topluluk üyesi olmayan ülkelerin uluslararası anlaşmalara aykırı bir şekilde uyguladığı ticaret engellerine karşı uluslararası düzeyde soruşturmalar yapmaktadır. Sözkonusu soruşturmalar sonucunda, Topluluk üyesi olmayan ülke tarafından uygulanan ticaret engelinin yarattığı olumsuz etkiler gönüllü olarak kaldırılırsa veya söz konusu ülke ile bir anlaşmaya varılırsa işlemler askıya alınmaktadır. Ancak, anlaşmazlıkların halli mekanizmasının işletilmesi sonucunda AB lehine bir karar alınması ve üçüncü ülkenin bu karara uymaması halinde, Topluluk söz konusu üçüncü ülkeye karşı tedbirler uygulamaya koymaktadır. Söz konusu karşı tedbirler değişik şekillerde olabilmekte ve bunlar arasında imtiyazların askıya alınması, tarife oranlarının yükseltilmesi veya miktar kısıtlamalarının uygulamaya konulması yer almaktadır.

Bu itibarla, başta DTÖ olmak üzere çok taraflı anlaşmalara üye ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin dikkatle izlenmesi ve sözkonusu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde sorunun çözümü için uğraşılması pazara giriş stratejisinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ayrıca, üçüncü ülkelerin DTÖ veya OECD’ye giriş müzakereleri esnasında, bu ülkelerin uyguladığı ticaret engellerinin azaltılması veya bu ülkelerden başka ekonomik çıkarlar elde etmek amacıyla söz konusu müzakerelere aktif katılım sağlanması önemlidir.

5.2- İkili Düzeyde

Genel olarak veya sektörel bazda yapılan ikili müzakereler esnasında diğer tarafın belli bir ürün veya sektör için pazara girişi kısıtlayıcı ya da başka şekillerde pazara girişi engelleyici bir uygulamasının tespit edilmesi halinde, müzakerelerde bu engellerin kaldırılması için uğraşmak en etkili yoldur. İkili düzeydeki fırsatlar, diğer ülkelerdeki Büyükelçilik ve Ticaret Müşavirlikleri de kullanılarak sistematik ve koordineli bir şekilde değerlendirilmelidir.Ticareti liberalleştirmeye ve daha fazla pazara giriş imkanı yaratmaya yönelik olarak ikili ülkeler bazında ve ülke gruplarıyla anlaşmalar yapılması yararlı olacaktır. Böylece, belli pazara giriş sorunlarının çözümü için ikili anlaşmalarla kurulan karşılıklı danışma mekanizması tam olarak işletilmelidir.

AB pazara giriş stratejisi kapsamında, yukarıda çok taraflı düzeyde kullanıldığı bahsedilen Ticaret Engelleri Düzenlemesi ikili düzeyde de kullanılmaktadır. Üçüncü ülkelerce çok taraflı veya ikili düzeydeki yükümlülüklerinden kaynaklanan uluslararası ticaret kurallarının ihlal edilmesi halinde düzenleme kapsamında bu sorunların çözümlenmesi amaçlanmaktadır. Bu düzenleme ile üçüncü ülkelerin ticaret engellerine karşı yaptırım olarak uluslararası kurallara uygun karşı tedbir alınması öngörülürken, düzenlemenin asıl amacı söz konusu engellerin kaldırılmasını temin etmektir. Bu nedenle, sorunun anlaşmazlıkların halli mekanizması işletilmeden ikili düzeydeki bir anlaşma ile de çözümlenmesi mümkündür.

5.2.1-Ticaret Engellerinin Tespiti

Bu bölümde AB’nin pazara giriş veri tabanının nasıl oluşturulduğundan bahsedilmesinin Türkiye için yapılacak çalışmalara ışık tutması açısından faydalı olacağı düşünülmektedir. Avrupalı firmalara zarar veren ticaret engellerinin tespiti için Konsey tarafından Komisyon’dan üye devletlerin ve sanayiinin de aktif katılımıyla pazara giriş engellerini kapsayan bir veri tabanı oluşturulması istenmiştir. İlk veri tabanının Komisyon servislerindeki mevcut bilgilerin toplanmasıyla oluşturulması ve bu çalışmanın sonuçlarının üye devletlere ve sistemin önemli bir parçasını oluşturan sanayiye gönderilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, üye devletlerdeki mevcut bilgilerden ve daha da önemlisi üye devletlerin üçüncü ülkelerdeki ekonomik ve ticari misyonları ile Komisyon misyonlarındaki mevcut bilgilerden faydalanılmıştır. Söz konusu misyonlardan bilgilerin güncelleştirilmesi aşamasında gelecekte de faydalanılması öngörülmüştür.

Pazara giriş veri tabanında hızlı bir şekilde bilgi alış verişinin sağlanması önemli bir unsurdur. Veri tabanı bütün sektörleri ve bütün ticaret engellerini içerecek şekilde geniş kapsamlı, pazara giriş durumunu tam olarak ortaya koyacak şekilde açık ve kullanımı kolay olmalı, ayrıca sürekli olarak güncelleştirilmelidir. Belli bazı kategoriler dışında, AB’nin veri tabanındaki bilgiler, Avrupa içindeki bütün ilgili tarafların elektronik ortamda kullanımına açıktır.

AB’nin üçüncü ülkelerle yapacağı müzakerelerde, yaklaşımının AB’ndeki bütün sanayi sektörleriyle koordineli olarak tespit edilen öncelikler çerçevesinde yani talebe dayalı olarak belirlenmesi öngörülmektedir. Özel ve önemli ihraç çıkarlarının bulunduğu pazarlarda, hızla büyüyen ekonomilerde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun sektörlerde ise pazara giriş için özel çaba gösterilmesi istenmektedir.

5.2.2- Engellerin Kaldırılması ve Pazara Girişin Teşviki

Engellerin ve sorunların yapısına bağlı olarak bu sorunlarla uğraşmak için en iyi yol tespit edilmelidir. Bu noktada;

Önceliklerin tespitinde ülke bazındaki pazara giriş raporlarının düzenli olarak güncelleştirilmesi faydalı olacaktır. Böylece öncelikli pazarlarda karşılaşılan belli başlı engellerin çerçevesini ortaya koyan raporlar sayesinde pazara giriş sorunlarının neler olduğuna ilişkin makro bir bakış açısı sağlanacaktır. Bu raporlar sektörlere gönderilerek öncelikler konusunda yorumları alınmalıdır. AB Komisyonu tarafından her yıl ABD’nin ticaret engelleri konusunda bir rapor yayımlanmaktadır. AB pazara giriş stratejisinde, bu raporların AB’nin diğer ana ticari ortaklarını da içerecek şekilde genişletilerek, söz konusu raporların Topluluk sanayine ve üye devletlere gönderilmesi öngörülmüştür.

İhracat teşvik faaliyetlerinde, en yüksek katma değerli ve gelecek vaat eden alanlarda yoğunlaşılmalıdır. İhracat teşviklerinin amacı;

olmalıdır.

 5.2.3- Farklı Faaliyetler ve Gruplar Arasında Koordinasyonun Sağlanması

Önemli ticari ortaklar ile olan ilişkilerde pazar açma faaliyetleri önemli bir amacı oluşturmalıdır. Ayrıca, pazara giriş politikaları neticesinde daha fazla fayda sağlayabilmek için ülke içerisinde ticaret politikalarından sorumlu devlet kuruluşları, sektör kuruluşları (birlikler, dernekler vb) ve firmalar arasında iyi bir koordinasyon sağlanmalıdır. Sektörün daha fazla katılımını sağlamak için;

AB pazara giriş stratejisi çerçevesinde, üçüncü ülkelerdeki pazara giriş sorunlarını firmalara ya da sektör kuruluşlarına duyuracak temas noktaları oluşturulması kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda, dış ilişkiler konusunda uzman olan Avrupa Bilgi Merkezleri (Euro Info Centres-EICs)'nden gelecek bilgiler sistemde önemli rol oynamaktadır. Söz konusu Merkezler, üçüncü ülke pazarlarında aktif faaliyet gösteren Avrupalı firmalarla yakın temas halinde olmaları nedeniyle bu pazarlardaki mevcut engellerden tam olarak haberdardır. Ayrıca, bu Merkezlerin Avrupalı firmalara Birliğin pazara giriş faaliyetleri hakkında bilgi vermesi öngörülmektedir. Pazara giriş stratejisi çerçevesinde, dış temsilciliklerin firmaların pazara giriş sorunlarının çözümündeki rolleri güçlendirilmelidir. Ticaret müşavirleri ticaret sorunlarının çözümüyle daha yakından ilgilenmeli ve bulundukları ülkelerdeki ticaret engelleri hakkında bilgi vererek, bunların çözümü konusunda merkezdeki kuruluşlara yol göstermelidir.

5.3- Paralel Politikalar

Ticaret engellerinin azaltılmasında kullanılan araçlardan biri de geçtiğimiz yıllarda önem kazanan karşılıklı tanıma (mutual recognition) anlaşmalarıdır. Bu anlaşmalar, karşılıklılık özellikleri nedeniyle üçüncü ülke pazarlarının serbestleştirilmesi yönünde tek taraflı olarak yapılacak baskılardan daha cazip ve daha etkilidir. Sözkonusu anlaşmalar ile standartların ve teknik düzenlemelerin uluslararası düzeyde birbiriyle uyumlu hale getirilmesi amacı desteklenmektedir. AB ile ABD arasında telekomünikasyon araçları, eczacılık ürünleri, tıbbi cihazlar, elektromanyetik uyum gibi çeşitli konuları kapsayan bir karşılıklı tanıma anlaşması yapılmıştır. Bu anlaşma uyarınca, iki ülkenin ilgili kuruluşları, ihraç edilecek malın diğer ülkenin standartlarına uygun olup olmadığını kendi ülkesinde kontrol ettiği için maliyetler önemli ölçüde azalmaktadır.

AB pazara giriş stratejisinde, Topluluk ve üye devletlerce daha geniş düzeyde iş dünyasının ve sanayinin işbirliği teşvik edilmektedir. Daha fazla pazara giriş imkanı sağlamaya yönelik olarak, Topluluğun çok sayıdaki ikili anlaşmalarının işbirliği ve üçüncü ülkelere teknik destek yönüne önem verilmektedir. Sanayi işbirliğinin geliştirilmesinde AR-GE alanında uluslararası işbirliği önemli bir basamağı oluşturmaktadır.

Pazara girişe yönelik olarak farklı araçlar birbiriyle uyumlu ve koordineli bir şekilde belli bir ülkeye veya sektöre yönelik olarak kullanılabilir. Buna örnek olarak tekstil ve konfeksiyon sektörü verilebilir. Bu sektörde iç ve dış rekabetin artmasıyla geçtiğimiz yıllarda önemli bir yeniden yapılanma yaşanmıştır. DTÖ kapsamında söz konusu sektörde kotaların 10 yıl içerisinde sıfırlanması öngörülmüştür. Çok Taraflı Elyaf Anlaşması (MFA) kotalarının sıfırlanması, MFA ülkelerinin kendi pazarlarını açmaları şartına bağlandığı için, Avrupa Komisyonu 3.ülkelerde karşılaşılan ticaret engellerinin tespit edilmesi için Avrupa sanayi ile çok sıkı bir işbirliği içerisinde çalışmaktadır. Böylece Komisyon 3. ülkelere yönelik kotalarını o ülkelerde daha fazla pazara giriş imkanı sağlamak için pazarlık unsuru olarak kullanmaktadır.

Birden farklı pazara giriş aracının kullanılabileceği bir başka alan ise mal ve hizmetlere ilişkin bilgi teknolojisinin liberalleştirilmesi konusudur. Bu konuda daha fazla pazara giriş imkanı sağlamak için bir taraftan DTÖ kapsamında iletişim hizmetlerinin serbestleştirilmesi konusu ele alınırken, aynı zamanda teknik standartların karşılıklı tanınması, telekomünikasyon alanında kamu alımlarının serbestleştirilmesi ve fikri mülkiyet haklarının korunması gibi diğer tedbirler de alınmaktadır. Ayrıca, sektörün çıkarlarına da bağlı olarak tarife indirimlerinin hızlandırılması, bilgi teknolojisine konu ürünlerde gümrük pozisyonlarının daha net olarak tespit edilmesi de uygulanabilecek tedbirler arasında yer almaktadır.

6. Türkiye İçin Bir Pazara Giriş Modeli

Türkiye için oluşturulacak pazara giriş stratejisinin ilk aşamasında elektronik ortamda bir pazara giriş veri tabanı oluşturulmalıdır. Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda önemli ihraç pazarları seçilerek, bu pazarlarda karşılaşılan ticaret engellerinin tümü tespit edilmelidir. Bu aşamada, seçilen pazarlarla ilgili olarak Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın ve bağlı kuruluşlarının elindeki bütün bilgiler biraraya getirilmelidir. Eksik bilgilerin temini konusunda Dış temsilciliklerimizden faydalanılmalıdır. Ticaret müşavirlikleri veri tabanının kurulması aşamasında eksik bilgilerin temini için başvurulması gereken ve bilgilerin güncelleştirilmesi aşamasında da sürekli olarak faydalanılması gereken sistemin önemli bir parçasını oluşturmaktadırlar. Veri tabanının ilk örneği oluşturulduktan sonra sektörlerin kullanımına açılarak, firmaların ilgili pazarlarda karşılaştıkları veri tabanında yer almayan engeller konusunda anılan Müsteşarlığa hızlı bir şekilde bilgi vermeleri istenmelidir. Sözkonusu veri tabanının kapsamına ilişkin hazırlanan Şema aşağıda yer almakla birlikte, ileride ihtiyaçlar doğrultusunda veri tabanının kapsamı genişletilip, değiştirilebilecektir.

Sistemin çift yönlü olarak çalışması için firmalara, mevcut ikili ve çok taraflı anlaşmalardan kaynaklanan hakları ve yükümlülükleri duyurularak, sözkonusu uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden veya bazı alanların uluslararası kurallarla düzenlenmemiş olmasından kaynaklanan engeller konusunda firmalar ile karşılıklı olarak ve hızlı bir şekilde bilgi akışı sağlanmalıdır.

Stratejinin ikinci aşamasını, karşılaşılan ticaret engellerinin mevcut ikili anlaşmalar ve çok taraflı anlaşmalar çerçevesinde çözümüne yönelik uygun yöntemlerin tespit edilmesi oluşturmalıdır. Bundan önceki bölümlerde belirtilen amaçlar doğrultusunda, Türkiye için oluşturulacak pazara giriş stratejisinde ikili ve çok taraflı olmak üzere iki temel politika aracı kullanılmalıdır. İkili düzeyde;

- Pazara girişin engelleri tespit edilerek, bu engeller arasında öncelikler belirlenmelidir.

- Ticaret engellerinin kaldırılmasına yönelik en uygun yol tespit edilmelidir. Bunlar arasında ikili müzakereler (resmi veya gayrı-resmi) yaparak, mevcut ikili ve uluslararası yükümlülüklere uyulmasını sağlamak ve uzun vadede, sözkonusu engellerin kaldırılmasına yönelik yeni ve daha net uluslararası kuralların oluşturulması için müzakereler yapmak bulunmaktadır.

- Belli pazarlara yönelik çok taraflı ve ikili yaklaşımlar arasındaki uyumun artırılmasına çalışılmalı ve böylece daha hızlı bir şekilde istenilen amaca ulaşılması sağlanmalıdır.

Çok taraflı düzeyde ise;

- Türkiye DTÖ Nihai Anlaşması’nı ve DTÖ kapsamındaki diğer bir çok anlaşmayı imzalamış bir ülke olarak bu anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışırken, diğer üye ülkelerin de kendi yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini dikkatle izlemelidir.

- DTÖ üyesi bir başka ülkede Türk firmalarının karşılaştığı, karşı tarafın uluslararası yükümlüklerine aykırı engellerin ortadan kaldırılması için ikili düzeyde girişimlerde bulunulmalı ve bu girişimlerden bir sonuç alınamaması halinde Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması çerçevesinde sorunun çözümüne gidilmelidir.

- Daha fazla pazara giriş imkanı sağlanabilecek DTÖ kapsamında bugüne kadar bir sonuç alınamamış veya hiç ele alınmamış konularda Türkiye çıkarlarını tespit ederek, bu çıkarlar doğrultusunda müzakere pozisyonunu oluşturmalıdır. Bu konularda önemli ticari ortakların da desteği alınarak, birlikte hareket etmeye çalışılmalıdır.

7. Sonuç

amacıyla oluşturulacak, çift yönlü bir bilgi akışı ile etkileşimi sağlayacak olan pazara giriş stratejisi, küreselleşme olgusunun yarattığı fırsatlardan maksimum faydanın sağlanması ve risklerin minimuma indirilmesinde çok önemli bir işlevi yerine getirecektir.

Kısaca, ihraç ürünlerimizin uluslararası piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak olarak tanımlanabilecek pazara giriş stratejisi, bu anlamda Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracat Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetki alanında olmakla birlikte, ikili ve çok taraflı ilişkiler, ithalat politikaları, standart uygulamaları gibi geniş bir alanı kapsamasından dolayı hızlı bilgi akışının sağlanması ve uygulamaya yönelik çalışmaların etkin yürütülmesi açısından sözkonusu Genel Müdürlüğün koordinasyonunda tüm ilgili Genel Müdürlüklerin temsilcilerinden oluşan bir ad-hoc grubunun oluşturulması yararlı olacaktır.

 Kaynakça

UNCTAD, “Least Developed Countries Increasingly Marginalized in Globalized Economy, Press Releases, 13 Şubat 2000